17 Şubat 2008 Pazar

AY ÇÖREĞİ


Uzun bir aradan sonra Ayçöreğiyle döndüm. Bu Ayçörekleri geçirdiğim kaza sonrasında bana geçmiş olsun ziyaretine gelen dostlarımıza ikram edilmek üzere yapıldı.



Ayçöreğini çok sevmekle beraber dışarıda satılanlara güvenemediğim için kendim yapmayı tercih ediyorum. Daha önceki denemelerimde dış hamuru biraz sert olmuştu. Bu sefer tam istediğim gibi oldu. Tarif için sizi Uzak Köşe'ye yönlendiriyorum. Ben ölçüleri 2 katına çıkartarak yaptım. Yaklaşık 24 adet Ayçöreği çıktı.




İç malzemesi olarak bayatlayan Damla Çikolatalı Kek, Ceviz İçi, Kuru Üzüm, Tarçın, Damla Çikolata ve tatlandırmak için pudra şekeri. Çok az sütle kıvam verdim. Tıpkı Alev'in anlattığı gibi açarak yaptım. Üzerini de Fındıkla süsledim. Alevciğim tarif için çok teşekkürler. Sayende harika ay çöreklerim oldu.



Ayçöreği sevenlerdenseniz mutlaka deneyin derim... Sevgiler....

15 Şubat 2008 Cuma

SOBEEE-3

Hazır yazmaya vakit bulmuşken diğer sobelere de cevap vereyim. Mutfağımızın Doktoru Nirvana da beni sobeleyenlerden. Ne çok sobelenmişim :)

Hımmm itiraf edeyim bu sobe beni zorladı. Bakalım cevaplarımı nasıl bulacaksınız...

1. Gercekleşmesini istediğim şeyler;
* Mali Müşavirlik belgemi alabilmek,
* Ebru Sanatı öğrenmek.
* İşimde daha iyi konumlara gelmek.
2. Hemen yapabileceğim halde yapmayı neden beklediğimi bilmediklerim:
* Yabancı dil öğrenmek.
* Ebru Sanatını öğrenmek için harekete neden geçmediğim.
3. Dünyaya bir daha gelseydim:
* Nirvananın dediği gibi şimdi yaptığım hatalardan dersimi alır bir daha yapmazdım.
* Şimdiki zamanda değil 1950 veya 1960'larda yaşamayı isterdim.
* Yine kendi ailemle yaşamak ve 8 yıl önce kaybettiğim Canım Babama onu ne kadar çok sevdiğimi her fırsatda söylemek... Bu sobe içinde birilerini sobelemek gerekiyor sanırım... Bir Annenin Günlüğünden Nurgül sobelendiiiiinnn...

Sobelere başlamışken yine çok çok önce Canım Arkadaşım Lezzet Gemisi Özlem beni sobelemiş o zamanda cevap yazamayacağımı söyleyip affımı istemiştim. Ama bu kadar sobeden sonra Özlem'in sobesine cevap vermezsem kendimi kötü hissedecektim.


SÖYLEMESİ EN ZOR SÖZCÜKLER:
Durumu kötü olan hastaya durumunun açıklanması. İşyerinde bir arkadaşımın yakını kanser ve nasıl söylenir diye düşünüyorlar. Onların yerinde olmak istemem. Allah tüm hastalarımıza şifa versin.
SENİN İÇİN YAĞMURDAN SONRASI NE İFADE EDER?
Temizlik, ama aynı zamanda büyük şehirlerde yaşamanın zorluğundan çamur deryası.
BURÇAK ÇEREZCİOĞLU:
Hayattan kopmamak için herşeyi yapan ama genç yaşında ecele yenik düşen bir arkadaşımız.
Kitabını yıllar önce okumuştum.
SENİ SOBELEYENİ NASIL BİLİRSİN?
Çok anlayışlı, çok vefalı ve çok içten olduğunu düşündüğüm bir arkadaş...

Yeterince arkadaşımı sobeledim. Burda kimseyi sobelemiyorum...

NOT: Bu resim de Macaristandan gezisinden...

SOBEEEE - 2



Sobelerle devam ediyoruz...


Sevgili Selin de beni sobelemiş. Tabi ben uzun süredir blogla ilgilenemeyince sobeler birikti, artık senesi dolmadan cevap versem iyi olacak...

*****

Bu sobenin konusu hakkımızdaki 7 gerçek...


İnsanın kendini anlatması zordur. 7 madde sıralayamazsam afola :)


1. Tipik balık burcuyum (7 Mart).

2. Seyahat etmeyi severim.

3. Ailem ve sevdiklerim benim için çok değerlidir.

4. Bir önceki sobe konusunda da belirttiğim gibi kullanma kılavuzlarını okumayı sevmem...

5. Son zamanlarda mutfakda zaman geçirmekten çok hoşlanır oldum...

6. İki yüzlü insanlardan hiç hoşlanmam.

7. Dışarı çıkıp eğlenmek kadar evde zaman geçirmeyi de severim...

*****
7 madde yazamazsam diyordum ama nerdeyse 8-9 hatta 10 madde yazıcam :) En iyisi ben burda durayım...

Yukarıdaki resim geçen yıl yaz tatilinde gittiğim Macaristan-Budapeşte'den bir görüntü.

Zinciri bozmayalım ve birilerini sobeleyelim... Damak Tadı Gül Önüm, arkam, sağım, solum, Ebe
Sobeee...

14 Şubat 2008 Perşembe

SOBEEEEE

Sevgili Bir Demet Fesleğen Eda'cığım beni sobelemiş. Sobenin konusu Yapmayı ertelediğimiz kolay şeyler...

*****
Aslında konu kolay ama insan ne yazacağını bilemiyor. Gecikme için özür diliyorum. Bu aralar her şey üst üste geldi. Önce işlerimin yoğunluğu sonra gribe yakalanmam ve en sonuncusu da ayın 10'u Pazar günü aracımla kaza yapmam oldu... Çok şükür az hasarla atlattım. Allah kimseye göstermesin ve bana da bir daha yaşatmasın...
*****
Edacığım beni sobelemiş... Selinciğim de sobelemiş... Ayrıca gecikmiş bir sobe borcum daha var hepsine sırayla yazmaya çalışacağım... Artık koruyun kendinizi herkesi sobeliyeceğim haberiniz ola :)
*****
Önce Eda'nın sobesine cevap vereyim istedim çünkü geçirdiğim bu kazayla bazı şeylerin önemini daha iyi anladım...
*****
Aslında ben tez canlı denen tiplerdenim kafama bir şeyi koyarsam hiç ertelemem hemen yaparım. Ama elektronik eşya gibi bazı eşyaların kullanma kılavuzunu okumaya hiç sevmem... Zamanla kullanarak kendim test ederek öğrenmeye çalışırım. Ancak bu kazadan sonra her türlü kullanma kılavuzunu okuyacağıma söz veriyorum. Şimdi kazayla kullanma kılavuzunun ne alakası var diyeceksiniz. Çok alakası varmış şöyle ki: Ben bu arabamı kullanmaya başladığımda sevgili kardeşim bana aracın el kitabını verdi arada bir bak diye. Tabi biz bayanlar erkeklerin dediği kadar varız galiba. Ya da kendi adıma ben biraz bu konuda ihmalkar davrandım. Nasılsa sen bana bilmem gerekenleri anlatırsın dedim. Ama bazı şeyler anlatılmaz yaşanır derler ya bu kaza da bunu bir kez daha anlamış oldum. Kaza anlatılmaz yaşanırmış arkadaşlar... Eğer ben aracın el kitabını okumayı ihmal etmeseydim belki de bu olayı yaşamayacaktım. Allahıma çok şükür ki kazayı biraz kolumda ve bacağımda ezilmeyle ve başımı çarpmanın etkisiyle mor bir gözle atlattım. Azıcık koca kafalı oldum çarpmadan dolayı ama buna şükür daha kötüsü de olabilirdi. Bu sobe konusunda verilecek tek cevabım budur... Yapmayı Ertelediğimiz Kolay Şeyler Arasında Kullanma Kılavuzunu okumak gelir... Aman arkadaşlar siz siz olun emniyet kemeri takmadan trafiğe çıkmayın. Benim takılı olduğu için de hafif atlattım. Veeee mutlaka ne olursa olsun yeni kullanmaya başladığınız her türlü eşyanın kullanma kılavuzunu okuyun, ihmal etmeyin... Sizi seviyorummmm... Kocaman öpücükler...
*****
Bu arada unutuyordum ben kimi sobelesem diyoruuuummmm.... Eveeeeettt buldummm... Mutfak Havlusu-Zeynep SOBE SOBE SOBEEEE...
*****
SEVGİLİLER GÜNÜ HERKESE KUTLU OLSUN... SEVDİKLERİMİZLE HEP BİRLİKTE OLMAK, HİÇ AYRILMAMAK DİLEĞİYLE...

8 Şubat 2008 Cuma

ÖZLEDİMMM


Merhaba Arkadaşlar,


Çok ara verdim biliyorum. Ama bir süre daha devam edecek sanıyorum. Öncelikle işlerim çok yoğundu (Maalesef yoğunluk devam ediyor), sonrasında grip oldum 4-5 gün yattım. Ve şimdi de bilgisayarımdaki daha doğrusu modemdeki bir sorun yüzünden evde internet bağlantım yok. Hastayı doktoruna emanet ettik inşallah en kısa zamanda düzelir... Beni merak eden sevgili arkadaşlarım hepinize çooooooookkkkk ama çoooooooooookkkkkkk teşekkürler... Canlarım hepinizi öpüyorum... Son zamanlarda yorumlara bile cevap veremedim özür diliyorum sizlerden... Yorumlarınız mesajlarınız benim için çok önemli ve değerlidir... Edacığım ve Selinciğim beni sobelemişler... Sobelere cevap vereceğim ama azıcık daha zaman istiyorum...
***
İnanın bloğumu ve sizlerle olmayı çok özledim... Kendinize dikkat edin, sizleri seviyorum... Beni özleyin canlarım :)

27 Ocak 2008 Pazar

MERCIMEKLI BULGUR PILAVI

Merhabalar,


Hepinizi çooooookkk özledim. İşlerimin yoğun olduğunu biliyorsunuz. Bu yoğunluğun üzerine birde grip oldum üzerinize afiyet... Geçen Cuma öğleden sonra işyerimde çok kötü oldum eve geldim. O gün akşama kadar yattım ilaçlar vs. cumartesi pazar iyi gibiydim. Pazartesi işe gitmek için kalktığımda çok kötüydüm. İşyerime gelemiyeceğimi haber verdim geri yattım. Evdeki ilaçlarla geçer dedim doktora da gitmedim. Salı, Çarşamba işe gittim ama çok zor çalıştım. Çarşamba günü akşam eve zor geldim. O halde birde araba kullandım ki en zoru da o oldu. Evin önüne gelip arabamı park edince rahat bir nefes aldım. Sonrasında o akşamı titreme nöbetiyle geçirip sabah hemen doktora gittim. Verdiği ilaçları kullanarak Perşembe ve Cumayı işe gitmeyerek evde geçirdim.
**********
Bugün evdeki dördüncü günüm daha tam olarak iyileşmedim ama çok şükür öncesine göre daha iyiyim. Allah kimseyi yatırmasın diyorum. Hasta olup evde yatınca insan sağlığının kıymetini daha iyi anlıyor. Hastalığım boyunca yediğim hiç bir şeyin tadını alamadım. Tatlı mı, tuzlu mu bilmeden yedim... Bu arada beni merak eden herkese selam ve sevgilerimi gönderiyorum aman kendinize dikkat edin. Soğukların hiç şakası yok. Bir anda benim gibi yatıp kalabilirsiniz ki inşallah kimse benim gibi hasta olmaz. Ben uzun zamandır böyle hasta olmamıştım...
**********
Yeni tarif eklemeyeli uzun zaman oldu. Zaten mutfağa girip bir şeyler yapacak hiç halim de yok zamanımda... Bu tarifde arşivde bekleyen Mercimekli Bulgur Pilavı. Havuçlu pilavdan sonra mercimekli pilav oldu ama dediğim gibi yeni birşeyler yapacak halim olmadığı için mazur görün beni...
**********
Bulgur pilavının yanına bir de cacık oldu mu başka birşeye gerek kalmaz bence.
Daha önceden dolapta bekleyen haşlanmış mercimek de olunca işimiz daha kolay oluyor. Uzun uzun ölçü veremiyorum. Zaten çok yorgunum hemen gidip yatmak istiyorum. Kendinizce belirlediğiniz ölçülerde yapabilirsiniz. Kısaca Soğanları yağda kavurup domates salçası ve birazda domates konservesiyle karıştırıp varsa bu arada yeşil biberde ekleyebilirsiniz. Bulgurunu ve haşlanmış mercimeğini ekleyip suyunu ve tuzunu da koyarak kısık ateşte pişiriyoruz. Yanında cacıkla harika bir akşam yemeği...
**********
Ben biraz dinlenmeye gidiyorum. Yarın artık işe gitsem iyi olacak. Kimbilir ne kadar iş birikmiştir. Zaten yoğunluk var bir de araya hastalık girince offf.... Hepiniz çok özlediğimi tekrar belirtmek isterim... Kendinize çok çok iyi bakın. Sevgiler....

14 Ocak 2008 Pazartesi

NOHUTLU HAVUCLU PILAV ve BAMYA

Ben geldim komşular... Ama yine gideceğim... Bu aralar işlerim çok yoğun. Sanrım bir süre daha bu yoğunluk devam edecek. Oldukça yorucu ve stresli günler geçirmeme rağmen olaylara pozitif bakarak, işimi daha eğlenceli hale getirmeye çalışarak kendimi rahatlatmaya çalışıyorum... Yılbaşı öncesinden başlayan yoğunluğum Şubat ayı sonuna kadar sürer sanıyorum. Bu arada mutfağa girmeye vakit bulursam ve yaptıklarımı resimleyebirsem veee bütün bunları yazıya döküp sizlerlerle buluşturabilirsem ne mutlu bana...

Yılbaşından beri cumartesi, pazar, akşamları sürekli çalıştım. Sadece geçtiğimiz pazar yani dün çalışmadım ama yorgunluktan aklımda olan hiç bir şeyi yapamadım. Soğuk hava nedeniyle dışarı çıkmak da istemedim. Evde biraz tembellik yaptım, biraz temizlik yaptım. Akşam yemek vakti gelince de işyerinde mesaiye kalınca hep dışarıdan yemek zorunda kaldığımız için sulu yemek yemek istedim. Ve yazdan dondurucuya koyduğumuz bamyanın yanına biraz değişiklik olsun diye havuçlu nohutlu pilav yapıverdim.
Tarifi detaylı vermeyeceğim malum herkesin standart bir pilav ölçüsü vardır. Pirinci kavurup suyunu ekleyince rendelediğim havucu ekledim. Suyunu iyice çekmeden öncede haşlanmış nohutunu ekleyip demlenmeye bıraktım...
Yanına da dediğim gibi yazdan dondurucuya koyduğumuz bamyayı soğan ve kıyma ve salçayla buluşturuverdim... Pilavı servis yaparken közlenmiş konserve kırmızı biberle süsleyiverdim...
Resmi çok zor çektim... Neden derseniz elektrikler gitti geldi. Geldiğinde de voltaj çok düşükdü. Elimde kamera spot ışıkları gibi fenerle resim çekmeye çalıştım. Umarım beğenirsiniz. Sizleri çoooook özledim. Deneyenlere afiyet olsuuuuuunnnn...